3 Ekim 2016 Pazartesi

"Gördün mü? İngilizlerle böyle konuşulur!"

Uygarlık düşmanı siyasal islamcıların Lozan üzerinden Cumhuriyet’in kurucu babaları ve değerlerine karşı başlattığı yeni ve tarihsellikten uzak bir taarruz karşısında WW2 Türkiye platformumuzun Twitter hesabında bir paylaşım yaptık. Siyasal islamcıların “hezimet” olarak ifade ettiği Lozan Anlaşması sürecinde diplomasimizin Almanya ve dünya kamuoyunda nasıl göründüğüne dair bu paylaşım Halk TV ekranlarında yer alarak kadar çokça ilgi gördü.


1922 tarihinde Alman Kladderadatsch dergisinde yayınlanan bu karikatür hakkında meraklısına biraz daha bilgi vermek istiyorum. Başlığı Türkçeye “Farklı konuşma araçları” olarak tercüme edilebilecek karikatürün ilk karesinde yıkılan İkinci Alman İmparatorluğu’nun yerine kurulan Weimar Cumhuriyeti’nin şansölyesi olan ve İngiliz ve Fransızların taleplerini karşılamaya yönelik bir tutum izlediği için Alman milliyetçilerinin hedef tahtasında bulunan Dr. Wirth sünepe bir halde İngilizlerle konuşmaya çalışıyor, fakat onlardan yanıt alamamaktan yakınıyor. Ardından ahizeyi kapan Atatürk’ün bağırıp çağırmaya başlamasıyla Müttefikler derhal Atatürk’e cevap veriyor. Müteakiben Atatürk Alman Şansölye Dr.Wirth’e dönerek, “Gördün mü? İşte İngilizlerle böyle konuşulur!” diyerek gülümsüyor. Karikatüre altındaki metnin tam tercümesiyle birlikte aşağıdan erişebilirsiniz.


“Dr. Joseph Wirth: ‘Garip! Antant’la telefonda irtibat kurmaya çalıştığımda ahizedeki sevimsiz bir cızırtıdan başka bir şey duyamıyorum.’
Mustafa Kemal Paşa: ‘Lütfen, telefonu bana veriniz! (Ahizeyi ağzına götürür.) Kemal Paşa konuşuyor! Lanet olsun, teklifinizi ne zaman göndereceksiniz?!
Cevap (hızlı, temiz ve net): ‘Derhal! Hemen!’
Kemal Paşa (Gülümseyerek Şansölye Dr. Wirth’e döner): Gördün mü? İngilizlerle böyle konuşulur!’”

Karikatür ve altındaki diyalog, sadece kendi Sevr’leri olan Versay Anlaşması’nın boyundurluğundan kurtulamayan ve politikacıları Fransız ile İngilizlerin taleplerine kayıtsız şartsız boyun eğmekten fazlasını yapmayan Almanların değil, dünya kamuoyunun gözünden de Türklerin Müttefikler karşısındaki dirayetli bir duruş ve diplomasi sergilediğinin tezahürüdür. Ayrıca Almanya’da, Müttefiklerin kendilerine dayattıkları ölüm fermanını Türklerin yırtmalarına karşı beslenen büyük imrenme duygusu sadece karikatürlerle sınırlı kalmamış, Deutsche Zeitung gazetesinde yayınlanan ve DNVP üyesi Max Maurenbrecher’in kaleme aldığı 23 Eylül 1922 tarihli, “Was lehren uns die Türken?”, yani “Türkler bize ne öğretiyor?” başlıklı ve benzeri makalelerde de kendini göstermiştir. 1918 ya da 1919’da Versay Anlaşması’nı imzalamak yerine Türkler gibi direnişe geçmiş olsalardı Almanların da Türkler gibi kazanacaklarını ve daha iyi şartlarla masaya oturacaklarını öne süren bu makale hem Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının verdiği mücadele hem de icra ettikleri dirayetli diplomasiye Birinci Dünya Savaşı’ndan bizim gibi yenik çıkan Almanların duyduğu hayranlığı özetlemektedir. 

İstiklâl Harbi'nde bozguna uğrattığımız Yunanistan'da çıkan, aşağıda örneğini verdiğimiz birtakım gazete ve dergiler de Yunanlıların gözünden Lozan Anlaşması'nın zafer mi yoksa hezimet olduğunu ortaya koyar.


Lozan'da Müttefikleri temsil eden İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon ve Fransız Başbakan Raymond Poincaré'i tavuk, İsmet İnönü’yü horoz olarak illüstre edilen ve Yunan hükümeti tarafından toplatılan 15 Temmuz 1923 tarihli Yunan gazetesi.
Kısacası, ne İstiklal Hârbi ne de Lozan akıl hocalıklarını fesle gezen meczupların yaptığı ve ne tarih ne de lisan bilen, Modern Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp, Türk insanını Araplaştırarak Türk yurdunu Ortadoğu bataklığının bir eyaleti haline getirmeyi nihai amaç belleyen ve bu amaç için Cumhuriyet tarihindeki bütün kazanımları karalama çabası gösteren siyasal islamcılardan başka kimse tarafından bir hezimet olarak görülmemekte, aksine Batılıların Birinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkan kısmı için kendi hezimetleri, mağlup çıkan kısmı için ise imrenilerek seyredilen bir askeri ve diplomatik süreç teşkil etmiştir.

Kaleme alınırken Stefan Ihrig’in Atatürk in the Nazi Imagination isimli eserinden de yararlanılan (s.54-55-56) bu yazıyı fırsat buldukça Lozan sürecinin dünya basınında ne şekilde yer aldığına dair yeni materyallerle güncelleyeceğim.

-

Selçuk Uygur

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder